Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Kadın Sağlığı ve Hastalıkları ve Doğum A.D. Başkanı Prof. Dr. Ali Ergün Down sendromlu bebeklerin teşhisi halinde, gebeliğin sonlandırıldığını ancak bu noktada erken tanının ön plana çıktığını vurguluyor.

“Bebek ne kadar küçükse, aile gebeliğin sonlandırılması kararını daha rahat verebiliyor. Bu nedenle, erken dönemde tanı konulması çok önem taşıyor. CVS, gebeliğin 11-14. haftalarında yapılabiliyor ve sonuç 24 saat içinde alınabiliyor, amniosentez ise 16-20. haftalarda yapılabiliyor ve sonuç en erken 3 hafta sonra alınabiliyor. Erken tanı açısından CVS çok daha avantajlı.”

NE KADAR ERKEN, O KADAR İYİ…

Amniyosentez ile en erken 19. haftada tanı konulan gebeliğin sonlandırılması, hem tıbbi açıdan büyük bir işlem ve hem de ailenin özelini çevre ile paylaşmasını gerektiren bir durum. Anne adayı, bu gebelik haftasında artık bebeğinin hareketlerini hissetmekte, karnı büyümekte ve bebeği ile iletişim kurmaya başlamaktadır. Bu dönemden sonra gebeliğin sonlandırılması doğum kadar büyük bir olaydır. Oysa,11. haftada tanı konulursa, gebelik sonlandırılması bir kürtaj şeklinde olacaktır.

DÜŞÜK RİSKİ YÜZDE 1

Her iki testte de yüzde 1 düşük riski olduğuna göre, insanlar daha erken tanı imkanı veren CVS’den yararlanmalıdırlar. Bu yöntem, tekniğin zor olması ve alanda uzman hekim sayısının az olması nedeniyle yaygın olarak kullanılmıyor. CVS tanı testinin uzman olmayan hekimlere yaptırılmaması, gebelerin bu konuda bilinçli olması gerekmektedir.

RİSKLER ANLATILMALI, KARARI AİLE VERMELİ

CVS veya Amniyosentez yapılacak kişilerin belirlenmesinde kullanılan sınır değerler tarama testlerine göre belirleniyor. Özellikle tarama testlerinin yüzde 100 tanı testi olmadığı ailelere tam olarak anlatılamadığı için gereksiz yere açılan davalar gün geçtikçe artmaktadır. Halbuki tek tanı testinin CVS veya Amniyosentez olduğu ailelere ısrarla vurgulanmalı ve karar ailelere bırakılmalıdır.

Türkiye’de yılda 1.5 milyon doğum oluyor, yılda 3 bin kromozom bozukluğu hastalığı olan “Down Sendrom”lu bebek dünyaya geliyor. Her gebe kadın Down Sendromu hastası bebek sahibi olma riski taşır. Tüm dünyada görüşleri kabul gören bir dernek olan ACOG (American College of Obstetricians and Gynecologyst), 2007 yılında yayımladığı bir yönergeyle, tüm gebe kadınlara “Down Sendromu” için tarama testi yaptırılması önerisinde bulunmuştur.

Gebelik döneminde “tarama” ve “tanısal” testler yapılmakta, Down Sendromu teşhisi için ise kesin sonuç sadece tanısal testler ile elde edilebilmektedir.

Tanısal testler, bebeğin anne karnında içinde bulunduğu sıvıdan su alınması anlamına gelen “Amniyosentez” ya da bebeğin eşi olarak tanımlanan plasentadan örnek alınması “Koryon Villus Biopsisi – CVS” şeklindedir.

Doğum sonrasında sürprizle karşılaşmak istemeyen ve hekimden bu konuda kesin cevap almak isteyen tüm gebeler bu yöntemlerden birini yaptırmak zorundadır. Bunun dışındaki testlerle ya da detaylı ultrasonla, aneuploidilerin farkedilmeme riski her zaman vardır.

TARAMA TESTLERİ, KESİN TANI VERMEZ

Tarama testleri ile tanı testlerinin birbiri ile karıştırılmaması gerekir. Tanı testleri (CVS, Amniyosentez) dışındaki diğer testler kesin sonuç vermeyecektir. Tanı testlerindeki yüzde 1 düşük ihtimali göz önüne alındığında, hekimler genellikle, tarama testleri sonrasında çıkan riske göre tanı testi yapılmasını önermektedirler”.

 

(Bu metin Prof.Dr.Ali ERGÜN’ün “Anne Olunca Anladım” sitesine vermiş olduğu demeçten alıntıdır.)